Trump Yeni Bir Tartışma Başlattı: Güneş ve Rüzgar Projeleri "Acil Durum Freni" ile Karşı Karşıya Kalabilir

2025-08-28

Başkan Donald Trump, 20 Ağustos'ta Truth Social'da yine cesur bir açıklama yaptı ve elektrik kesintisi yaşayan bölgelerde bile yönetiminin yeni güneş veya rüzgar enerjisi projelerini onaylamayacağını iddia etti. "Artık tarım arazilerini yok eden rüzgar veya güneş enerjisi projelerini onaylamayacağız. Amerikan aptallığı dönemi artık sona eriyor!" dedi.

Bu açıklama sektörde şok etkisi yarattı. Nitekim, federal hükümet daha geçen ay yenilenebilir enerji projeleri için onay süreçlerini sıkılaştırmış ve tüm nihai kararlar artık İçişleri Bakanı Doug Burgum'a bırakılmıştı. Daha önce sorunsuz ilerleyen projeler artık durdurulma riskiyle karşı karşıya. Trump'ın son açıklamaları, sektördeki işletmelerin endişelerini daha da artırdı.

Yenilenebilir Enerji Bir Günah Keçisi Mi?

Trump, artan elektrik fiyatlarının sebebi olarak temiz enerjiyi gösterdi. Kömür gibi geleneksel enerji kaynakları kullanımdan kaldırılırken, veri merkezleri gibi yeni sektörler elektrik tüketimlerini önemli ölçüde artırırken, ülkenin en büyük şebeke operatörü PJM Interconnection'ın arz-talep dengesizlikleri yaşadığını ve bunun da fiyatları artırdığını savundu. Son kapasite ihalesinde, PJM'nin yeni elektrik kapasitesi fiyatları geçen yıla göre %22 arttı.

Ancak araştırmalar farklı bir tablo ortaya koyuyor. Lawrence Berkeley Ulusal Laboratuvarı'nın bir analizine göre, elektrik arz açığını kapatmanın en hızlı yolu aslında güneş enerjisi ve enerji depolama projeleri. Bu projeler, şu anda şebekeye bağlanmak için bekleyen projelerin çoğunu oluşturuyor. Başka bir deyişle, Trump'ın suçladığı "sorun" aslında potansiyel bir çözüm.

 

Politika Gerilemesinin Zincirleme Tepkisi

Trump, siyaset sahnesine döndüğünden beri temiz enerjiye yönelik saldırılarını hiç bırakmadı. Savunduğu sözde "Büyük Amerikan Planı", temiz enerjiye yönelik vergi indirimlerini doğrudan sona erdirdi ve elektrikli araç alımlarına yönelik sübvansiyonları kaldırdı. Bu politikalar, son birkaç yıldır Amerika'nın enerji dönüşümünde önemli bir itici güç olmuştu, ancak şimdi tam bir geri dönüşle karşı karşıyalar.

Daha da kötüsü, Trump yönetimi rüzgar türbinleri ve güneş panellerinde kullanılan temel malzemeler olan çelik ve bakıra da gümrük vergileri koydu. Gümrük vergilerindeki artışlar, bu projelerin inşaat maliyetlerinin artmasına yol açarak sektörün gelişimini daha da zorlaştırdı.

Ayrıca, 18 Ağustos'ta ABD Tarım Bakanı Brooke Rollins, X (eski adıyla Twitter) hesabından Tarım Bakanlığı'nın tarım arazilerinde güneş ve rüzgar enerjisi projelerinin inşasını artık desteklemeyeceğini duyurdu. Bu ayın başlarında, Nevada Valisi Joe Lombardo, yerel güneş enerjisi projelerinin, ekonomik büyümeyi ve şebeke istikrarını ciddi şekilde engellediğini iddia ettiği başkanlık kararnameleri nedeniyle dondurulduğundan şikayet etti.

 

Dengeli Bir Bakış Açısı

Trump'ın mantığı yüzeysel olarak "tarım arazilerini korumak ve enerji güvenliğini sağlamak" gibi görünse de, daha derin bir düzeyde, siyasi duruşlardan ve geleneksel enerji çıkarlarına hizmet etmekten etkileniyor. ABD'de temiz enerji sadece çevresel bir sorun değil; aynı zamanda gelecekteki endüstri dinamikleri ve uluslararası rekabet gücüyle de bağlantılı.

Elektrik piyasası gerçekten de arz ve talep zorluklarıyla karşı karşıya, ancak tüm sorumluluğu güneş ve rüzgara atmak aşırı basitleştirici olur. Aslında, bu açığı esnek bir şekilde doldurabilecek ve şebeke üzerindeki yükü hafifletebilecek olan, dağıtılmış güneş enerjisi ve enerji depolama sistemleridir. ABD, bu kritik anda yenilenebilir enerji gelişimini durdurursa, bu durum bazı geleneksel enerji şirketlerini geçici olarak memnun edebilir, ancak uzun vadede ülkenin yenilenebilir enerji teknolojilerindeki rekabet gücünü zayıflatabilir.

Küresel olarak hem Avrupa hem de Çin yenilenebilir enerji çalışmalarını artırıyor. ABD bu sektörde acil freni çekerse, ülkenin gelecekte arayı kapatmak için daha yüksek bir bedel ödemesi gerekebilir.